ARTICLES

YILDIZ V. MORAN - SELF Y / ÖZ Y, Istanbul, Turkey 1955

Yıldız Moran / Röportaj

Ses Dergisi

25 Haziran 1983

 

Türkiye'nin İlk Kadın Fotoğraf Sanatçısı Yıldız Moran 

 

“Seçilen uğraşın sevilmesi önemlidir. Bu sevginin giderek tutku haline dönüşmesi ise bir şans. Yaşamında bunu aşan, bir başka tutkusu olan ise şanslıdan da ötedir...”

 

“Yaşamımı sürdürebilmek için para kazanmam gerekliydi. Yılbaşı kartları yapıp satmak, para kazanmamı sağlayabilir diye düşündüm. Anlaştığım matbaa çok kötü basmıştı kartlarımı. Tam umutsuzluğa düşmüşken, bir arkadaşım Özdemir Asaf’ı önerdi. ‘Hem şairdir, hem de titiz ve güzel baskılar yapar’ dedi. İş konuşmak için Özdemir Asaf’ın matbaasına gittim. Tarihini de verebilirim tanışmamızın; 4 Kasım 1954, saat 11.00 Kelimelerle dile getirmek zor. Duygulu, kibar, hiç görülmemiş ve bir daha göremeyeceğim bir insandı Özdemir Asaf. Pırıl pırıl bir zekâ, renkli, yepyeni, bambaşka bir dünyaydı o. Olağanüstü bir insandı kısacası...”

 

Bu sözlerin sahibi, şair Özdemir Asaf’in eşi ve üç oğlunun annesi Yıldız Moran. Yakin çevresinde bile yalnızca Özdemir Asaf’in eşi olarak tanınan Yıldız Moran’ın fotoğrafçılık yanını pek çok kimse bilmez. O, İngiltere’de öğrenim gördüğü 12 yıllık tutkusunu, üç oğlu için bir anda silebilmiş Türkiye’nin ilk kadın fotoğraf sanatçılarından biridir.

 

21 yaşında Cambridge’de ilk sergisini açan sanatçımızı yıllar önce bir kenara ittiği eski uğraşısı ile okuyucumuza tanıtmak istedik.

Kadınların fotoğraf çekmesini bir kenara bırakın, fotoğrafının çekilmesinin bile güç olduğu yıllarda fotoğraf öğrenimi yapmak nereden aklınıza geldi?

Sanatla ilgili bir eğitim yapmaktı isteğim. Ama fotoğrafçılığı hiç düşünmüyordum. Birden fotoğrafın iyi bir malzeme olduğunu gördüm ve seçimimi yaptım. 1950 yılında öğrenim görmek üzere İngiltere’ye gittim. Fotoğraf makinesine elimi bile sürmemiştim. Önce amacı fotoğraf çekiminden sonraki işleri yapan eleman yetiştirmek olan bir okula girdim. Genel bilgileri öğrendim ama yeterli görmedim. Daha sonra Ealing Technical College’de öğrenim görmeye başladım. Bana bir katkısı olmadığını anlayınca Baron’un asistanlarından birinin stüdyosunda çalışmaya başladım. Okulda öğrendiklerimiz kuramsal kalıyor. Bir stüdyoda, bir konuya nasıl başlandığını, geliştiğini, bittiğini, hayata uygulandığını görüyorsunuz. Orada çok şey öğrendim, güzel deneyimler edindim. ‘Sana öğretebileceğimiz bir şey kalmadı artık’ dediklerinde ne yapacağımı düşünmeye başladım. John Vickers’in yanında iki ay çalıştım. 52 yazında İtalya’ya gittim. Fotoğrafçılık kulübüne üye oldum. İspanya ve Avusturya’yı dolaştım. Bu arada sergiler açtım. Artık Türkiye’ye dönüp bu işi profesyonel olarak yapacağıma kanaat getirdim. Stüdyo açıp, peyzaj üzerine çalışmaya başladım.

Sizce fotoğraf nedir, fotoğraf aracılığıyla ne yapmak istıyordunuz?

Fotoğraf mekanik bir şey. Makine ile yola çıkıyorsunuz. O denli varlığınızın bir parçası haline getirmelisiniz ki makineyi, konu ile aranızda bir engel oluşturmasın. Bunu gerçekleştirdikten sonra, seçtiğiniz konunun her zaman ve herkes için bir anlam taşıyacak yönlerini, estetik biçimde yansıtmalısınız. Mesajınız olmalı kısacası.

 

Fotoğraf aracılığıyla, hiç değişmeyen, evrensel olan ve işlenen konunun kavramını içeren fotoğrafı çekmek, tek amacımdır.”

 

Mesajdan kastınız nedir?

Mesajdan kastım, benim için o konunun kavramıydı. Her şey benim fotoğraf konum olabilir. Şiirselliği olan her şey sanat fotoğrafına bir konudur.

 

Fotoğraf, tıp fotoğrafıdır, endüstri fotoğraf ıdır, röportajdır, hatıra fotoğrafıdır. Şiirselliği olduğu sürece sanat fotoğrafıdır. Ama, örneğin kedi resmi çekilmekteyse o, benim kedim, şunun kedisi değil de, tüm kedilerin kediliğini içermeli o mesajı vermesi için.

Fotoğrafçılık nedir peki?

24 saat düşünülen, yaşanılan, ikinci plana atılamayacak bir konudur fotoğrafçılık. İnsana, hayata özgün, bir aşamanın bir yerini kavramsal olarak dolu, yoğun, ağırlıklı olarak verebilen kişidir fotoğrafçı.

Eğitimini görüp, uzun yıllarınızı verdiğiniz fotoğrafçılığı nasıl bıraktınız?

Birden 24 saatimi bu konuya mı vereceğim, yoksa daha önemli konular var mı benim için diye düşündüm. Daha önemli şeyler olduğuna karar verdim ve 12 yıl sonra bıraktım bu işi.

Daha önemli olan şeyler neydi?

Evliliğim ve çocuklar. Özdemir Asaf gibi bir baba bulmuşsa bir insan başka ne yapabilir. Dört yıl içinde üç çocuk sahibi oldum ve artık tüm 24 saatlerimi çocuklarıma adadım.

Bir sanat dergisinde ünlü fotoğraf sanatçılarımızdan birisi fotoğraf sanat değildir. Küçük heyecanlar sanat olmaz’ diyordu. Sizce fotoğraf sanat mıdır?

Küçük heyecanlar sanat olamaz. Büyük heyecan duyulmalı. Bu bir gerçek. Belgeleyici, röportaj fotoğrafı ise konu, söylenen söz geçerli olabilir. Röportaj yapmak için objektif bir görüşten, olayın niteliğine ilişkin bir yargıya varmak lazım.

 

Fotoğrafın bir başka yönü daha var; sübjektif yönü. Gazete röportajı ile şairi ayıran yön. Kalemi nasıl birçok şey için kullanabilirseniz, makineyi de öyle. Şair hangi vezinle, hangi kalıpla şiir yazmayı seçip, içeriği dolduracaksa, fotoğrafçı da kendine en uygun fotoğraf makinesini bulmakla yükümlüdür. Her iki dalda da, sonuçta şiirsellik, estetik yoksa başarısızdır.

 

Konuya saygılı yaklaşım büyük önem taşır. Fotoğraf makinesi objektif bir algılayış biçimi olarak bellendiğinden her fotoğrafın objektif bir görüntü olduğu kanısı yaygındır. Oysa fotoğraf çekileceği açıdan, çekileceği andan, çekenin görüş açısından kaynaklanan nedenle çok da çarpıtılabilir. O zaman çok tehlikeli bir silahtır.

Mesleğinizde kadın olmanın yarattığı zorluklar oldu mu?

Pratik zorluklar. Yük taşıyacaksınız, hamallık edeceksiniz. Ama yükünüzü asgariye indirmek elinizde. Zorluklar oldu ama benim dışımda şeylerdi. Anadolu’da dolaşırken garip karşılanıyordum. Ama kadınların fotoğraflarını çekerken de kadın olmam büyük bir avantajdı. Hep izin alarak çektim fotoğrafları. Sözlü ya da yazılı. Kimsenin mahrem yaşamına girmeye hakkımız yok. Ben buna çok dikkat ettim.

İyi bir fotoğrafçı olmanın koşulları nelerdir?

Öncelikle fotoğraf tekniğini çok iyi bilmeleri gerekir. Onu kusursuz düzeye vardırdıktan ve kendilerine kanıtladıktan sonra olanca güçlerini içeriğe yöneltmeleri gerekir. Kişisel yaklaşımlarını, kendileri için otomatik, olağan düzeye gelmiş teknik aracılığıyla yansıtmalılar. Fakat teknik, bir noktada kusursuz olur, aynı oranda şaşmaz kuralları olan içeriğin ise gelişmesi sonsuzdur. Ve kişinin fotoğraf çekmediği zamanlarda çok düşünmesi, geniş bir görüş açısı, hayat felsefesi oluşturması mutlak gereklidir.

 

Çeşitli kültürleri bünyesinde barındıran güneşli, zengin, sanatsal birikimi olan Türkiye’miz, insanlarının yalın olması sebebiyle de fotoğrafçılar için bir cennettir.

Dünyaya çıplak gözle bakmakla vizörden bakmak arasında fark var mı?

Hangisi daha güzel?

Koşullar farklı. Göze estetik gelen güzel bir manzara ile güzel bir fotoğraf arasında çok büyük fark vardır. Çok güzel bir manzaraya fotoğraf koşulları uyguladığınızda o yoğunluğu veremeyebilirsiniz. Nereyi, niçin çektiğinizi çok iyi bilmelisiniz. Sizi etkileyen bir konu bir başkasını hiç etkilemeyebilir üstelik.

 

Ses Dergisi, 25. sayı

25 Haziran 1983

EXTRACTS IN ENGLISH

 

In an interview she gave to Ses magazine in 1983, Yıldız Moran gives the following reply to those who claimed that photography is not an art form.

 

“Small thrills cannot be art. One should feel an overwhelming thrill. That’s reality. This [that photography is not an art form] may be true if the subject is an interview photograph of documentary nature. In order to conduct an interview, one has to reach a conclusion on the nature of the event.

 

There is another side to photography, the subjective side. This side distinguishes the newspaper interview from the poet. You can use your camera in the same versatile way that you use your pen. The photographer is obliged to find the camera most suited for herself, the same way the poet chooses to write poetry with a certain measure, rhyme, and content. In both fields, the result is failure if there is not lyricism or aesthetics.

 

A respectful approach to the subject is of utmost importance. Since the camera is recognized as an objective means of perception, the notion that each photograph is an objective image prevails. Yet, the photograph can be significantly distorted depending on the angle and moment from which it is taken, as well as the perspective of the photographer. Then, it becomes a very dangerous weapon.”

 

As Moran also underlines, photography is “a subject deliberated around the clock, which cannot play second fiddle. A photographer is someone who can convey the place of a stage particular to man or life in a conceptually fulfilling, intense, and weighted manner. “

Yıldız Moran / Röportaj  Ses Dergisi  25 Haziran 1983

© 2019 Yıldız Moran